26/8/2008
Uçuyoruz Bükreş'e !

Fanzin'in yayına girdiği günün ertesi günü... İşte o kritik gün olacak. Karpatların doruklarına, vampirleri ile hikayelere konu olmuş mekan Transilvanya'nın ülkesine Romanya'ya, başkent Bükreş'e 2008-09 UEFA Şampiyonlar Ligi sezonunda kendimize yer bulmak için, Steaua Bükreş ile 2-2'nin rövanşına gidiyoruz. Malum lig yeni başladı, 4-1 gibi bir net skorlu galibiyetle açtık ligi, her zaman olduğu gibi ilk haftadan liderlik koltuğuna oturduk. Ligimiz yeni başlamıştı, lakin Romanya ligi devam etmekteydi. Geçen sezon şampiyonluğu ve kupayı açık arayla CFR Cluj'a kaptıran Steaua, 2008-09 sezonunda geride kalan 5 maçta topladığı 10 puanla 5. sırada ve vasat bir görüntü çiziyor. En son oynadıkları maçta, 10. sıradaki Gloria Bistriţa'ya yenilmekten son dakikada kurtuldular. Yani anlayacağınız bir hayli moralli ve inançlı gidiyoruz Bükreş'e. Yalnız takımımızın uçağının tekerleri Henri Coandă Havalimanı'na indiği an, Denizlispor maçında meydana gelmiş bütün olaylar unutulmalı, ve işin ciddiyetinin farkına varılmalıdır. Sonuçta karşımıza Denizlispor'dan an olarak daha güçlü bir ekip çıkacak. Diyoruz ya zaman su gibi akıp gidiyor. 2004 yılında 112. olan Denizlispor farklı, 118. olan Steaua daha zayıftı. Yani Denizli UEFA'da zorlanmadan son 16'yı görürken, Steaua'nın o sezon Avrupa'ya bile katılamadığını görürsünüz. Ama şimdi Denizli'de o formdan düşmüş, bir ara küme düşmeye oynadılar, geçen sezon toparladılar. Şimdi de Steaua iyi takım olmuş...
Geçen maçtaki hatalar, samimiyetimle söylüyorum gazozuna oynanan dandik bir halı saha maçında bile yapılmayacak hatalardı. ''Yok Aykut'un oynaması doğru değildi, yok Meira neden ön liberoydu, Sabri ne yaptın ?'' gibisinden cümleler çıktı hepimizin ağzından. Hep tek bir kişiyi suçladık, lakin teknik heyet, yönetim, futbolcu, taraftar olmak üzere herkesin yanlış yaptığı bir şeyler vardı. İşte bu sefer aklımızı başımıza almak, o hataları telafi etmek, Avrupa'daki o eski istikrarı yakalamak için uçuyoruz Bükreş'e... Umuda yolculuğa...
Teknik açıdan düşünülebilecek olursa, geçen Ali Sami Yen'de oynadığımız maç için, hücumdan ziyade, savunma ve kale bölgesine ağırlık verilmesini, Nonda'nın tek olmasına rağmen gol pozisyonları yakalayıp, hatta bunları ''gol'' şeklinde de değerlendirebileceğini söylemiştim. Yalnız bu maçın stratejisi çok farklı olmalıdır. Bu maçta kesin ve kesinlikle hücum bölümüne çekiyle hatta tonla ağırlık verilmesi gerektiğini belirtmek isterim. Zaten bir gol bile atamadığımız sürece UEFA'yı boylarız. Bunu biliyoruz. Savunma ve kaleyi de özellikle hücuma göre dengelemek lazım. Siz de takdir edersiniz ki, takımımızda son dönemlerde Avrupa maçlarında adet olmaya başladı. Ne zaman deplasman maçlarına çıksak, ilk golü yiyen ve stres topuna dönen takım biz oluyoruz. Maçta kaç dakika oynarsak oynayalım önemli değildir. İsterse penaltılara dahi kalabilir. Ama birinci dakikadan itibaren, kalecimiz hariç sahada 10 kişi oynamamız çok önemlidir. İlk yarı için savunma ve kalenin özellikle tetikte olması çok önemlidir. Çünkü daha Allah yarattı demeden golleri yersek, strese gireriz, EURO 2008 turnuvasındaki Türk Milli Takımı gibi mucize falan yaratmak zor olur. Son dönemlerde ne yazıktır ki bu da olmuyor Galatasaray adına.
İlk yarıyı, kalemizde gol görmeden kapamak çok önemlidir. İkinci yarı direkman hücuma ağırlığı basmak ve Nonda'yı topla buluşturmak zorundayız. Sabri'nin bu maç olmayacak olması, bizi sağ kanat açısından şüphesiz zorlayacaktır. Zira diğer birkaç Avrupa maçında da Sabri'den yararlanamayacağız. Hasan Şaş'ın da durumu tam belli değil... Velev ki, onun da oynayamayacak durumda olduğunu düşünürsek, kesinlikle Arda'nın oynaması gerekmektedir. Arda'yı ilk 11'de başlatmadığımız takdirde zorlanırız. Denizlispor maçında oyuna girdiğinde takımı ateşlediğini de kabul etmek lazım. Bu maçta bize özellikle iyi orta yapabilen ve mücadeleci bir orta saha ruhu lazım. Harry Kewell'dan son 2 maçta da ortaya koyduğu o güzel oyunu bu maçta da yeniden canlandırmasını arzu ediyorum.
Geriye gelirsek, en başta lütfen bu önemli maçta
-------------De Sanctis-------------
---Volkan---Meira----Servet---H.Balta-
---------Barış----M.Topal------------
----Arda-------Lincoln---Kewell-------
-------------Nonda-----------------
Yukarda görmüş olduğunuz o 11'de bu maç dahil olmak üzere, Avrupa maçlarında tercih ettiğim kadro stilidir. Volkan mecburiyetten dolayı alternatif tercihimdir. 4-2-3-1... Budur.
Sınırlı sayıdaki biletleri alıp, Aslan'ı Romanya'da taraftarlarımızın da destekleyeceğine yürekten inanıyorum !
Fatih Hoca zamanında demişti, ''En iyi defans yapma oyunu oynamaktır.'' Bunu uygulayıp ne canlar yakmadık ki biz ? Yeter ki takım olalım, görevimizin bilincinde olalım, sonuna kadar inanalım, başkalarından medet ummadan, bileğimizin hakkı ile o hak edilen yerlere ulaşalım. O zaman neden arzulanılan ve özlenilen başarılar jet hızıyla geri dönmesin ki ?
1993-94'te Cork City ve Manchester'ı...
1994-95'te Avenir Beggen'i...
1997-98'de Sion'u...
1998-99'da Grasshoppers'ı...
1999-00'de Rapid Wien'i...
2000-01'de St. Gallen'i...
2001-02'de Vllaznia ve Levski Sofia'yı...
2003-04'de CSKA Sofia'yı...
2005-06'da Mlada Boleslav'ı saf dışı bıraktın !
Şimdi sıra 2008-09'da, Şampiyonlar Ligi aşkına Steaua'yı saf dışı bırakmaya geldi !
HAYDİ ASLANLAR, İLERİ !


0 yorum yazılmıştır