stadiumfutbol.blogcu.com adresi altnda yazılan tüm yazıların hakkı saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz, üzerinde işlem yapılamaz veya başka bir platformda kullanılamaz.




10/8/2008

Morgan De Sanctis : ''İtalyan İşi''


Tarihler 31 Temmuz 2008... Ülke de sıcak ve kavurucu bir hava hakim, Cimbom hala kaleci arayışlarında.

Nihayet müjdeli haber geliyor. Saatler 15:50'yi gösterdiğinde, resmi site haberi veriyor;

''Morgan De Sanctis Galatasaray'da !''

Yalnızca birkaç dakika sonra haber diğer ajanslara da flaş haber niteliğinde düşüyor...

Kimisi transferden pek memnun, kimisinin kafasında da soru işaretleri var. Bu değerli Tugay kulunuz, kafalardaki bu soru işaretlerini silmek amacıyla en yakın net cafeye yöneldi ve araştırmasını yazmak üzere bilgisayar başına oturdu.

Hadi o zaman, belirsizliği aydınlatmak için okumaya davet ediyorum sizleri...

*****



Morgan, 26 Mart 1977 tarihinde İtalya'nın Abruzzo kentine bağlı şirin sahil kasabalarından olan Guardiagrele'de Dünya'ya gözlerini açtı. Henüz küçük yaşlarda futbola karşı olan tutkusu farkedildi. Kader bu ya, futbol onu üç direğin arasına file bekçisi olsun diye geçirmişti küçük yaşlarda. Bu durumdan da rahatsız değildi hani... Mahalle maçlarında genellikle kaleye geçmek istemeyen bazı veletler vardır ya, illa ''forvete gidicem golü ben atıcam, kaleye geçmem'' gibisinden nameler yaparlar. Oysa Morgan kaleye geçmekten oldukça memnundu. Baktılar topa bir uçuyor, iki uçuyor, panter gibi kurtarıyor topları...

Bu çok güzel hareketleri farkeden yetenek avcıları, Morgan'ı o zamanki Serie B takımlarından Pescara'ya katma girişimlerinde bulundular. Pescara 1990'lı yılların başında yetiştirdiği iyi kalecileri ile tanınan bir kulüptü. Morgan bu kulübün altyapısında yaklaşık olarak 4-5 yıl piştikten sonra, Adriyatik'in başkenti sayılan bu şehrin kulübünde, ana kaleci olmak için hazır hale geldi. 1997 yılına kadar tam 4 sezon ana kaleci olarak formasını giydi Pescara'da 74 maça çıktı...


1995 yılında Yunanistan'da düzenlenen 19 Yaş Altı UEFA Avrupa Şampiyonası'nda teknik direktör Sergio Vatta kendisine Gianluigi Buffon'un yedeği olarak kadroda yer verdi. Hatta o turnuvada Andrea Pirlo ve Francesco Totti gibi isimlerde henüz gençlik dönemlerinde yer almaktaydılar. Morgan burada hiçbir maça çıkmamış, İtalya finalde Guti'nin de hat-trick yaptığı maçta İspanya'ya 4-1 kaybedip ikincilik ile yetinmişti.



1997 yılı gelip çattığında, Morgan için Serie A'ya gitme zamanıydı. Bu vesile ile henüz 1 yıl önce Şampiyonlar Ligi'ni müzesine götürmüş Juventus'a 10 milyar liret karşılığında transfer olmuş, fakat o zamanlar siyah-beyazlıların kalesini devamlı koruyan Angelo Peruzzi'nin ardında fazla forma şansı bulamadığından dolayı, 2 sezon boyunca sadece 3 maç forma giyebildi.


Udinese 1999 yılında kadrosuna, Juventus'ta yedek kulübesinde kalarak harcanan ve fazla forma şansı bulamadığından dolayı performansı gitgide düşmeye yakınlaşan bu genci transfer etti. O sezon Udinese'nin kadrosunda kaleci olarak bulunan ve bu kulübün emektarlarından Luigi Turci as kaleci görevi görmekteydi. Morgan ise Belçikalı diğer kaleci Olivier Renard'ın o sezon hiçbir maçta forma giymemesinden yararlanarak 2. kaleci durumuna gelmişti. İlk sezonunda toplam 7 maça çıktı.

Bu arada Morgan'ın milli kariyerinde yükselme gözlenmekteydi. 19 Yaş Altı Milli Takımı'ndan, 21 Yaş Altı'na geçmişti. Takım ile beraber ki, bu sefer as kaleci konumunda 2000 yılında Slovakya'daki 21 Yaş Altı UEFA Avrupa Şampiyonası'na katıldı. Final maçına kadar da fevkalade bir performans çizen İtalya, finalde Çek Cumhuriyeti'ni 2-1 yener ve turnuvayı şampiyon olarak tamamlar. 1-2 ay sonraları ise Sydney 2000 olimpiyatlarına katılan Morgan'lı İtalya başarılı olamaz.

Udinese, 2000-2001 sezonunda UEFA Interoto Kupası'nı kazanmıştır. 2001-2002 sezonunda Luigi Turci yavaş yavaş Udinese'yi bırakmaya hazırlanıyordu, Morgan kaleyi devralmak üzereydi. Bu sezonda 10 maça çıkan Morgan için nihayet tam bir Serie A kalecisi olma zamanı gelmişti. Tam 8 yıl boyunca toplam 194 kez giydiği bu forma altında çok iyi performanslar göstermiş ve nihayetinde İtalya milli takımına yükselmişti. Lippi zamanında çağırıldığı milli takımda ilk maçına 30 Mart 2005 tarihinde İzlanda ile oynanan hazırlık maçında çıktı. Diğer maçı ise İtalya'nın 2006 FIFA Dünya Kupası maçında Moldova'yı 2-1 mağlup ettiği maçtı.

Çoğu futbolsever De Sanctis ismini aslında 2005-2006 sezonu UEFA Şampiyonlar Ligi sezonundan hatırlamaktadır. 2004-2005 Serie A sezonunu 4. sırada tamamlayan Udinese, daha 3 ay öncesine kadar CSKA Moskova ile evinde UEFA Kupası finali oynamış ve 3-1 kaybetmiş Portekiz temsilcisi Sporting Lizbon ile 3. tur ön eleme maçında karşılaşmış, ilk maçı deplasmanda 1-0, rövanş maçını da evinde 3-2 kazanıp gruplara kalmıştır. C Grubu'nda Barcelona, Werder Bremen ve Panathinaikos ile eşleşmiş, ilk maçını Panathinaikos ile evinde oynamış ve maçtan 3-0 galip ayrılıp averaj farkı ile Werder Bremen'i 2-0 mağlup eden Barcelona'nın önünde liderliğe oturmuştur. İkinci maç Udinese için iyi geçmeyecektir. Barcelona, Nou Camp'ta Udinese'yi 4-1 gibi bir skorla dize getirir. Hatta Morgan'ın Deco'dan yemiş olduğu bir frikik golü, o sezonun en iyi 10 golü arasında seçilmiştir. Diğer maçlar sonunda Udinese, 7 puanla 4 puanlı Panathinaikos'u geçerek UEFA Kupası son 32 turuna kalır.

Bu turnuvada ilk olarak Lens'i geçen Udinese, son 16'da henüz 6 ay sonra 2006-2007 UEFA Şampiyonlar Ligi sezonunda ''0'' çekecek olan Levski Sofia'ya toplamda 2-1'lik bir skor ile geçilir. Özellikle o maçtaki bir defans hatası, takımın o sezonki iki bel kemiği futbolcularından Vincenzo Iaquinta ve Morgan De Sanctis'in emeklerini bile boşa getirtmiştir ki kötü bir anıdır bu. Morgan, sergilediği performanstan dolayı alkış alır.

Bir sezon daha Udinese'de mücadele eder, o sezon şike olayları ile çalkalanan Serie A'yı 10. olarak bitirir takım...



Artık Morgan içinde tam 9 sezon emek verdiği, kariyerinin zirvesine çıktığı Udinese'den, Stadio Friuli taraftarından, takımın diğer yıldızı ve taraftarın sevgilisi Vincenzo Iaquinta ile beraber ayrılma zamanı gelmişti. Udinese yönetimi bile bu iki değerli oyuncusunu ellere verirken içi kan ağlasa da, transfer gerçekleşmişti bir kere... Morgan, 2007 yılının Temmuz ayında kendini Sevilla takımına bağlayan sözleşmeye imza atıyordu. Önceki 2 sene üstüste UEFA Kupası şampiyonluğunu ve 1 kez de Süper Kupa şampiyonluğunu tatmış olan Sevilla'da sergilediği performansı ile kadrodaki as kaleci konumu garanti olan Andres Palop'un her türlü olumsuz durumuna karşı, iyi bir yedek kaleci şarttı. Mevcut yedek kaleci David Cobeño ve Pablo Vargas'ın güven vermemesi dolayısıyla Morgan, 2. kaleci konumuna geldi. Ama bu kulüpte hakettiğini bulamadı elbette... Yalnızca 8 maça çıkabildi. Palop'tan dolayı bir türlü forma şansı bulamıyordu. Şampiyonlar Ligi'nde, Sevilla'nın deplasmanda Slavia Prag'ı 3-0 mağlup ettiği maçta ilk 11'de yer alırken, 7 kez İspanya sınırları içerisinde forma giydi. Kendisinin yedek olarak çıksa da, bir Kadıköy tecrübesi de bulunmakta.



''Fazla forma şansı bulamadığım yerde ne kalayım ?'' düşüncesinden yararlanarak, forma giyebileceği ve ona değer verilebileceği bir yere imza atmaya, takımın hazırlık dönemindeki 2. Almanya kampına gelmişti 2 Ağustos 2008 günü... Diğer transferimiz Alparslan Erdem ile beraber, kendisini 1 yıllığına kiralık olarak sarı-kırmızılı renklere bağlar. Forma numarası konusunda diğer yeteneklerimize saygılı davranmış olmalı ki, 26 numarasını tercih etti. Tabii bir Eskişehir sevgisi de olabilir mi bilemeyiz...

*****

Hala kafanızdaki soru işaretlerini silemediysem, ''Kaleci konusuna getirilen açıklık...'' başlıklı yazımı da okuyun derim. Morgan'a Galatasaray forması altında yürekten başarılar. Biz herşeye rağmen yola da 3 kaleci ile devam edeceğiz. Bu böyle biline...

''Ciao Morgan De Sanctis''

T.K

26/4/2008

Adı da bir efsaneden gelme... (Euzebiusz Smolarek)



Blogdaki ilk yazılarıma bazı futbolcular hakkında araştırma yaparak başladığımı biliyorum... Bu yazıyı, Borriello'daki gibi fazla mecazlandırmayacak veya biraz kısa kesmeyeceğim. Şu anda bahsettiğimiz insan, Polonya'nın tarihinde ilk defa Avrupa Şampiyonası'na gidebiliyor oluşunun bir nedenidir. Leo Beenhaker'in keşfi ve 1982 FIFA Dünya Kupası'nın efsane takımı Polonya'nın mucizevi forveti Wlodzimierz Smolarek'in oğlu Euzebiusz Smolarek...

Euzebiusz Smolarek, (veya kısa adıyla Ebi Smolarek) 9 Ocak 1981 tarihinde, Polonya'nın Lodz kentinde doğdu. İspanya La Liga'nın bu sezon acayip yükselişe geçen takımı Racing Santander'de forvet mevkiinde görev yapıyor. Aynı zamanda Polonya Milli Takımı'nın vazgeçilmez ismi... İsmini ise, Portekiz'in Mozambik asıllı efsane ve ölümsüz ismi, Eusebio da Silva Ferreria'dan almış. İsim, Polonya'nın ulusal dili Lehçe'ye bir şekilde dönüştürülmüş, Smolarek ailesi tarafından. Bu da Harry Potter'daki ''annenin gözlerini aldın'' muhabbeti gibi birşey olsun hadi :)

Küçük Ebi'nin babası Wlodzimierz, Hollanda Eredivisie'de Feyenoord Rotterdam takımında teknik direktör olarak çalışıyordu. Bu nedenle çocukluğunun büyük bir bölümü Hollanda'da geçti. Ebi'de bu zaman içerisinde Feyenoord Rotterdam'ın altyapısında futbola başladı. 2000 yılında ise profesyonel oldu. Yani Polonya'lı olmasına karşın, hiç Polonya'da yaşayıp futbol oynamadı...



2002 yılında Smolarek'e yapılan esrar testi pozitif çıkmıştı. Bu nedenle UEFA'da onu 2 Avrupa kupası maçından men etti. Bir başka raporda da kendisinin sigara bağımlısı olduğu yazılıyordu. Ebi bir süre sonra yaptığı açıklamada, sadece ''uzay keki'' adı verilen, Hollanda usülü doping benzeri kekler yediğini söylemişti. Daha sonraları kendisine ''Doğrayan Bombacı'' lakabı takıldı. 5 yıl doğduğu ve doyduğu Feyenoord'u bıraktı ve 2005 yılında 2 yıllığına Alman ekip Borussia Dortmund'a transfer oldu. Feyenoord'da çıktığı 68 maçta 12 gol atarak parlak ve genç kariyeri için, hiç te fena bir tablo değildi bu. Neyse efendim, Dortmund'daki yıllarına dönelim... Kariyerinde en fazla maçına bu kulüpte çıktı. 81 maçta attığı 25 golle Dortmund'u Bundesliga'daki eski yıllarına döndürüyordu neredeyse... 2000 yıllarındaki Bobic'in varisi olarak görülmüştü. 24 Ağustos 2007 tarihinde ise İspanya'nın Racing de Santander takımına 4.8 milyon Euro'luk transfer ücreti ile katılıyordu.



La Liga'nın bitmesine 5 hafta kala çıktığı 28 maçta 4 kez fileleri havalandıran Ebi, aslında patlamayı Polonya Milli Takımı ile yaptı. Euro 2008 elemelerinde 8 takımlı A grubunda yer alan Polonya, Portekiz gibi bir devi arkasında bırakarak gruptan 1. olarak çıkmıştı. Bu elemelerde 9 gol atan Ebi, özellikle Varşova'da oynanan Kazakistan maçında hat-trick yaparak dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Euro 2008'de de onu B grubunun çıkış yakalayan yıldızı olarak göreceğimizden hiç kuşkum yok... (Hazır bu arada ATV'de sayaç vardı 42 gün kaldığını işaret etti :) )

T.K.

23/4/2008

FIFA 2004'ten sahaya... (Marco Borriello)


Playstation'umu 2004 yılında Belçika'dan almıştım. Yanında da bir futbol oyunu alacaktım. Baktım ki FIFA 2004 çok cazip bir fiyataydı. Onu aldım. Eve gider gitmez, Playstation'umu kurduğumda Milan'ı seçtim. Kadroları incelemeye koyuldum. Oldukça altlarda çok güçsüz bir isim dikkatimi çekti.


Marco Borriello - FW - 39



O zamanlar 21 yaşındaydı. FIFA'da onun gücünün en altlara düşürülmüş olması biraz dikkatimi çekti. Manager Modu'na geçtiğimde bu çocuğu ilk maçımda ilk 11'e aldım. Ben de fazla birşey beklemiyordum tabii ki. Ama Juventus karşısında kazanmış olduğum 4-0'lık maçtan sonra skor tabelasında 3 golün sahibi'nin Marco Borriello olduğu yazıyordu. Sonralarında ise gerçekten coştu ve managerlik modunu şampiyon olarak bitirmemi sağladı. 43 golle sezonun gol kralı olmuştu...


----------------------------------------------------------------------------------------------------


Bu işin farklı bir yanı... Elektronik ortamla, gerçek ortam fazla bir olamaz tabii ki. Dediğim gibi farklı yanı olsun. Şimdi gerçek hayata dönersek, bu çocuk, hakkında yanılmadığımı bana ispatladı. Gerçek hayatta çok yıprattılar Borriello'yu. Her sezon boyunca kiralandı durdu. Fakat oynadığı takımlarda hakkını verdi doğrusu.


Marco Borriello, 18 Haziran 1982 tarihinde İtalya'nın şirin kenti Napoli'de doğmuştu. Kariyeri boyunca 6 kulüpte oynadı. İtalyan devi AC Milan'da yetişirken, 5 sezonda toplam 4 kulübe kiralandı. 4 yıl içerisinde oynadığı 72 maçta 10 gol atarak, görevini yerine getirdi.


2007 sezonu onun için pek iyi geçmedi. Bir takım doping testleri yapıldı. Sonuç pozitif çıkınca Milan bu oyuncuyu kadrosunda bulundurmak istemediğini açıkladı ve 1.3 milyon euro'luk bir para karşılığı o sezon Serie A'ya yükselen Genoa'ya sattı.


26 Eylül 2007 tarihinde Genoa'daki ilk maçına Udinese karşısında çıkan Borriello, hat-trick yaparak Genoa'ya 3-2'lik galibiyeti getirdi ve herkesin dikkatini çekti. An itibariyle oynamış olduğu 30 maçta 19 gol atarak Serie A 2007-2008 sezonu gol krallığı yarışında zirvede bulunan Borriello, emeğinin karşılığını da alarak Roberto Donadoni tarafından Euro 2008'deki kadroya da alındı. İtalya milli takımı ile ilk maçına 6 Şubat 2008 tarihinde Portekiz ile oynanan özel maçta (İtalya, Zürih'te oynanan bu maçı 3-1 kazanmıştır) çıkan Borriello, Luca Toni'nin yerine 70. dakikada girdi. Özellikle Luca Toni'nin şu anda sakatlanmış olması Borriello'nun forma şansını çok arttırdı.


Ne diyelim, Milan bu oyuncunun kıymetini bilemedi. Elinde bulundurmuş olsa daha nice zaferlere imza atma olanağı da bulunabilirdi belki. Bu da bir Ribery olayı gibi sanki...


T.K.