stadiumfutbol.blogcu.com adresi altnda yazılan tüm yazıların hakkı saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz, üzerinde işlem yapılamaz veya başka bir platformda kullanılamaz.




14/8/2008

17 Mayıs : Arsenal Uğursuzluk Bayramı



Hatırlamak isteyen, kabullenebilen unutamaz değil mi o günü ? Tarih 17 Mayıs 2000... Coğrafya İskandinavya... Hatta Danimarka... Ayrıntıya girmek gerekirse Kopenhag Parken Stadyumu... 1999-2000 UEFA Kupası sezonunun finali Galatasaray ve Arsenal takımları arasında oynanacak. Çekişmeli geçen bir 120 dakika sonucu maç penaltılara kalıyor. İlk penaltıyı Galatasaray kullancak. ''Buz adam'' Ergün Penbe vuruşu gole çeviriyor. Ardından 1998 FIFA Dünya Kupası gol kralı Davor Suker, vee direkten döndü... Ve direkten döndü tanrım ! Hakan Şükür geliyor, Hakan ve 2-0... Ray Parlour vuruşu yapacak, ve gol 2-1... Ümit Davala haydi ümidimiz, Ümit ve ters köşe ! Biri sağa, biri sola. Vieria geliyor diğer atışa ve direkten döndü, ve direkten döndü, Tanrı bizim almamızı istiyor ! Haydi Popescu, haydi oğlum, haydi oğlum ve gooooool !!!! Kupa bizim, korkunç birşey ! Allahım biz tarih yazdık, yok böyle birşey...

UEFA Kupası Galatasaray'ın....

*****



Volkan'ın Schalke'den yediği o ilginç golün sezonu olarak hatırlayın bu sezonu, veya kasaba takımı Villareal'in yarı finallere kadar çıktığı bir sezon olarak... Tarih 17 Mayıs 2006... Yer Fransa'nın şirin kenti Saint-Denis'de bulunan ve 1 kez FIFA Dünya Kupası finaline ve 6 yıl öncede Real Madrid-Valencia finaline ev sahipliği yapmış Stade de France... Barcelona ve Arsenal, 2005-2006 UEFA Şampiyonlar Ligi sezonunda şampiyonu belirlemek üzere sahaya çıkıyorlar. Maç başladı, ana bismillah ??? Lehmann 18. dakikada topa ceza sahasının dışında müdahele etti diye hemen kırmızı kart. Bunun üzerine adı şanı duyulmamış ve o maç ile tanıdığımız Manuel Almunia kaleye geçer. Sol Campbell, 37. dakikadaki golü ile devreyi Arsenal adına 1-0 önde kapıyor. O dönemlerde başı ırkçılık ile belalarda olan Samuel Eto'o 76'da durumu eşitliyor, Belletti hemen 4 dakika sonrasında topu Almunia'nın beşlik bölgesinden geçirerek filelerle buluşturuyor. 2006-2007 CL sezonu UEFA'nın ara fragmanlarına da malzeme olan sevincide hafızalardan silinmemiştir... Yüzünü kapatıyor. Son düdük...

UEFA Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Barcelona...

*****

Bütün bu olanların yine bir 17 Mayıs tarihlerinde, hatta yine bir Çarşamba gününde, yine UEFA'ya mensup iki büyük kupada, ve her zaman ezilen takımın yine Arsenal olması, bir de kupayı sürekli Lennart Johansson'un vermesi ne kadar büyük bir raslantı öyle değil mi ?

Ama Allah'tan bir fark var. Bu iki takımdan teki, o sezon oynadığı Süper Kupa maçında kupayı müzesine götürmüş. Yalan mı yani ?

8/5/2008

Macaristan; ''Game Over !''



(Ferenc Puskas ve Sandor Kocsis)


Yıl 1938... Sıcak bir bahar ikindisi. Saatler 17:00'yi gösterdiğinde Paris'in Colombes Olympique stadında 45.000 seyirci , tarihin 3. dünya şampiyonunun belirleneceği bu muhteşem, bol gollü geçmesi beklenen finali izlemeye gelmişler. Ki görmedim bu zamanları ben ama okudum elbette. Fransa'daki bu finalin ismi İtalya-Macaristan.

Maça iki takımda hızlı başlıyor. Gino Colaussi, İtalya adına 6. dakikada gol buluyor ve takımını 1-0 öne geçiriyor. Fakat o da ne ? Pal Titkos 2 dakika sonra durumu 1-1'e getiriyor. Macarların gol sevinci yalnızca 8 dakika sürüyor ve Silvio Piola, İtalya'yı 16. dakikada yeniden öne geçiriyor, 2-1. Maçın adamı seçilen Gino Colaussi 31 dakika sonra yeniden sahneye çıkarak kendisinin ikinci, takımının üçüncü golünü atıyor, 3-1. Gyorgy Sarosi ile 70. dakikada umutlanıyor Macarlar, 3-2. Fakat, Silvio Piola'da bir kez daha sahneye çıkararak Macarları evine Dünya ikincisi sıfatında yolluyor. 4-2. İtalya 2 defa üstüste Dünya Şampiyonluğu'nu kazanıyor.


Bundan 16 yıl sonrasına, İsviçre'ye gidelim. Bu 16 yıllık arada, normalde 2 kez yapılması gereken 1942 ve 1946 FIFA Dünya Kupaları, II. Dünya Savaşı nedeniyle yapılamıyor. 1954 FIFA Dünya Kupası'nda Macarlar bir kez daha final oynuyorlar. Hatta 1.tur gruplarında Türkiye'de var. Fakat onlarla karşılaşmıyorlar sadece. Grubunda açık arayla 4 puanla birinci oluyorlar. Hatta finalde karşılaşacakları Batı Almanya'yı da 8-3 gibi net bir skorla mağlup ediyorlar... Her neyse efendim, bunlar 4 Temmuz 1954 tarihinde finalde karşılaşıyorlar. Finale de ev sahipliği yapan stat, 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'nın ölüm grubu olarak adlandırılan C Grubu'nda 3 maça ev sahipliği yapacak olan Bern şehrinin Wankdorf Stadyum'u. Bu sefer, 16 yıl sonraki'nden 15.000 daha fazla seyirci (yani 60.000 seyirci) geliyor final maçına.


Maç, Macarlar'ın önceki finalinde de olduğu gibi çok hızlı başlıyor, fakat bu sefer ilk golü Macaristan buluyor. O zamanların yeni parlayan yıldızı, şimdilerde adı bir efsane olarak anılan Ferenc Puskas, henüz 6. dakikada golü bularak Macaristan'ı öne geçiriyor, 1-0. Herşey sanki o 16 yıl önceki finalle aynı doğrultuda gidiyor ve 8. dakikada yine bir gol geliyor. Ama bunuda bu sefer Macaristan atıyor. Zoltan Czibor durumu 2-0 yaparak, Macaristan'ı iyice rahatlatıyor. 2 dakika sonra da Max Morlock, Batı Almanya adına bir gol buluyor, 2-1. 8 dakika sonra ise Helmut Rahn durumu eşitliyor, 2-2. Macarların rahatlığı ellerine patlıyor... 18 dakikada tam 4 gol izlenmiş oluyor böylece ve FIFA Dünya Kupası tarihindeki yerini almayı garantiliyor bu güzel maç. İkinci yarıda ise oyun ortada geçiyor, fakat sadece ''o'' ana kadar...  Maçın kaderini belirleyen adam Helmut Rahn, 84. dakikada sahneye çıkarak, kupayı ilk kez Batı Almanya'nın müzesine götürüyor. Macaristan ise yine ikinci olarak Budapeşte'ye uçakla dönüyor... Bu turnuvanın en golcü oyuncusu, 11 golle Sandor Kocsis oluyor. Bu o zamana kadar, FIFA Dünya Kupası tarihinde, bir turnuvada bir oyuncunun ulaşabildiği en yüksek gol sayısıydı... Ta ki o rekor 4 yıl sonra Fransız, Just Fontaine tarafından kırılana dek. Ferenc Puskas ise 4 golle süslüyor bu turnuvadaki güzel oyununu ve bunları ikisinide Batı Almanya'ya atıyor...


İşte Macar futbolu bundan 54 yıl önce tam anlamıyla sevinebildi ve övünebildi bu başarılarıyla. Ferenc Puskas'lar, Sandor Kocsis'ler, Zoltan Czibor'lar, Nandor Hidegkuti'ler, denize kıyısı olmayan, zaman zaman bağımsızlıkla mücadele eden, Transilvanya yakınlarındaki bu topraklarda yetiştiler. Ve her biri dünya çapında tanınan, ismini FIFA 100 listelerine kadar sokturan, hatta heykellerini bile diktiren kişiler oldular. Onlar, birer halk kahramanı ilan edildiler...


Fakat.......




Rakı, şişede durduğu gibi durmaz derler ya hani, Macar futboluda öyle oldu. O başarılar bir daha tekrarlanmamak üzere elden uçtu gitti. 1958'te 1.tur, 1962 ve 1966'da çeyrek finaller görüldü, 1970 ve 1974'te kupa finallerine gidilemezken 1978, 1982 ve 1986'da yine 1. turlar görüldü. Sonra, gidiş o gidiş... Yaklaşık 22 senedir Dünya Kupası arenasında yoklar...


Avrupa Şampiyonası'na baktığımızda ise, bu arenayada 2 kez katıldılar. 1960'da alınan üçüncülük, ve 1972'de ise alınan dördüncülük dışında başka bir başarıları yok. Bir bakıma Avrupa'da fazla boy gösteremediler.



Kulüp bazındada çok eski başarılar var... Örneğin 1984-85 UEFA Kupası sezonunda, Videoton (şimdiki adıyla FC Fehervar) takımı tarafından alınan ikincilik... Real Madrid ile o zamanlar iki maç üzerinden oynanan finalde ilk maçı, kendi evleri Stadion Sostoi'de 3-0 kaybederler. İkinci maç ise Santiago Bernabeu'da, Videoton'un 1-0'lık üstünlüğü ile biter. Toplam'da 3-1'lik skorla Real Madrid kupanın o sezonki şampiyonu olur.

Şampiyonlar Ligi'nde de hiç varlık gösteremedikleri açıkça bellidir. Özellikle son 30 yılı ele almak gerekirse, Macaristan şampiyonu dahi, Şampiyonlar Ligi birinci veya ikinci ön elemesine gitmekte. Bu sezonun şampiyon olmaya çok yakın takımı, 1999'dan da Türk futbolseverler hatırlayacaktır MTK Budapeşte, Şampiyonlar Ligi ikinci ön elemesine katılabilecek ancak. Debreceni'de peşinde. İkinci olan takım ise UEFA 1. ön elemesine gidiyor. Üçüncü takım ise (şu an Üjpest) Intertoto'ya gitmekte.

Macar futbolu çok geri kafalı bir futbol oldu artık. Macaristan'da sokakta kime sorsanız en büyük başarıları olarak Puskas'lı, Kocsis'li, o eski zamanları gösteriyorlar.

Son 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde karizmayı iyice çizdirmeleride bunun bir göstergesi. Sen git Malta'ya da yenil, Moldova'ya da... Daha çok düşersin Macaristan. 2010 FIFA Dünya Kupası elemerinde de başarıyı unut. Yine Malta gelir fena büker kolunu bacağını. 24 yıl olur artık uluslararası hasretin... :) Ancak, Zoltan Gera'yı yetiştire dur, o da İngiliz'in Championshipleri'nde WBA'da formasının hakkını versin, golden sonra da taklasını atsın... O bile seni kurtaramadıktan sonra...

Yazımı tek bir cümle ile bitirmek istiyorum.

Nereden nereye Macaristan......



T.K.